...

Boşluğun Tanıdık Sessizliği ...

27 Eylül 2011 Salı

Gelen Gelsin ..

Burası sondan bir önceki köy. Bu köye girmezsen, sona kadar başka çıkış bulamazsın. O yüzden soluklanmak için en ideal istikamettir burası.

---------------------

Köyün girişinde teyzeler karşılar seni. Tedirginlik vardır suratlarında. Çünkü çok kişi geçmiştir önlerinden buraya uğramadan. Teyzeler, hiç bir zaman anlam verememişlerdir neden uğramadıklarını. Neden bu kadar hızlı bir biçimde sona doğru gider insanlar diye yıllarca sormuşlardır birbirlerine. Gelen insanlara ise tüm misafirperverlikleri ile davranırlar. Çünkü sondan bir önceki köydür burası. Burada dinlendikten sonra, başka gidecek yeri yoktur insanların. Sadece tek yönlü, dönüşü olmayan "son" bir yolculuk kalır geriye.

Bu köyde, gelen misafire her zaman iyi davranılmıştır. Yenilen meyveler o kadar tazedirler ki dalıyla birlikte getirilir insanların önüne. İçilen süt en hakiki, yağsız sütlerdendir. Gece gökyüzündeki yıldız sayısı hiç bir yerde olmadığı kadar fazladır. Tertemiz çarşaflara yatıp alınan uyku, belki de bu zamana kadar ki en dolu dolu uykudur.

İşte biz de gitmeden önce soluklanmak istedik bu köyde. Aynı sıcakkanlı insanlar girişte bizi bekliyorlardı. Bir arkadaş, bir baba, bir abla sıcaklığı ile elimizden tutup bizi köye aldılar.

Şimdilik buradayız. Dostlara, arkadaşlara duyurulur. Ziyaret etmek isteyen buyursun gelsin. Zira çok fazla kalmayacağız. Çantamızı alıp gitmemiz an meselesi...

11 Eylül 2011 Pazar

2 Eylül 2011 Cuma

Eylül Ekim Kasım Aralık

Eylül... Hep zor geçmiştir. İnsanın bilinçlenmeye başlamasından itibaren böyle süregelir.  

Küçüklüğünüzü hatırlayın. En büyük zevkin tatil olduğu dönemlerin bitişini bu ayın gelmesi ile anlarsınız. Bu yaşlarda eylül ayı; havuza girmenin, dondurma yemenin, sokakta top oynamanın, bisiklet sürmenin, geç kalkmanın sona erdiği dolayısıyla da uykuların kaçmasına sebebiyet veren en kötü aylardan bir tanesiydi.

Yaş biraz daha ilerledikçe yukarıda anlatılan olayların ana fikrinde bir değişiklik olmazdı aslında. Sadece nesnelerin yerlerine farklı şeyler konup cümle yine aynı şekilde tamamlanabilirdi. Bu da yaşın 20'lere yaklaşmasıyla hayattan alınan keyiflerin farklı boyutlara kaymasından kaynaklanmaktaydı. 

Ne kadar kötü bir durumdur kısacık yaz süresinde, bin bir zahmetle tanıştığın, tatilin en güzel kızıyla bir şeyler yaşayıp, en güzel vakitlerde ayrılmak. Yollarınız güzel bir temmuz başında kesişir ve yine aynı yollar hüzünlü bir eylül başında ayrılır. Aslında bunları bilerek başlarsınız, ama herkes farklı şehirlerin yolcularıdır. 

Yaş ilerler ilerler... En güzel yaşlara gelinir. Hani şu masa başında, bilgisayar karşısında heba ettiğimiz, kilolarımıza kilo kattığımız vakitler var ya. Neyse, para kazanılmaya başlanır, araba alınır, ev alınır, rutin bir hayat sürülür. Her şey yerli yerindedir, yorgunluk dışında keyiflere sekte vuran bir mani yok iken yine eylül gelir. Havalar kapanır, yapraklar düşer. Bu demektir ki yorucu bir iş hayatı yeni bir dönem ile karşınızda. Masanıza kurulur, bilgisayarınıza biraz daha yaklaşır ve kilolarınız ile bol sıfırlı cirolar elde eden işletmenize siz de bir katkı sağlarsınız. Böylece para parayı getirir, zenginler biraz daha zenginleşir...

Yine bir eylül... Havalar kapandı. Yapraklar düştü düşecek. Hayat, aşk, iş üçgeni (sırasını da doğru yazdım, bu şekilde olmalı) cevaplanmayı bekleyen sorularla ilerlemekte. Hadi be eylül, yanılt beni bu sefer. Bu yazdıklarımın hepsi çöp olsun, geri dönüşüm kutusunda imhayı beklesin...

İçimden geldi şarkı. Bugünlük affedilmeyecek şeyler yapın efendim. Tatlı rüyalar...