...

Boşluğun Tanıdık Sessizliği ...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Erken Kaybedenler...


Son zamanlarda okunan kitaplar arasında üst sıralara hızla tırmanmıştır. Küçük küçük hikayelerden oluşmaktadır ve bu hikayelerden çoğu kitabı okuyan her erkeğin başından mutlaka geçmiştir. Bacak kadar çocukların mahallenin güzel ablalarına, abilerinin kız arkadaşlarına, hocalarına olan aşkları çok güzel bir dil ile anlatılmıştır. Olayların sizin mahallenizden çıkıyormuş gibi anlatılması da kitabın okuma süresini oldukça kısaltıyor.

"Kolay ağlayan sert adamlar; Kıskanç, gururlu, saf ergenler; Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu..."  Güzeldir, tavsiye edilir, alınıp okunması için yardımlar sunulur.

28 Ağustos 2011 Pazar

Mendel vs. Bezelye



Bir papaz neden bezelye çiftleştirmek ister ki? Kıyma, havuç ve patates ile mükemmel bir uyum yakalayan yurdum yemeğini, genetiksel açıdan inceleyip çaprazlama ile şekilden şekle sokan bu adama şaka bir yana saygılar bizlerden olsun.


 Gece gece nereden sardım adama. Kafam ısındı. İyi geceler olsun.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Silence !!!

Deniz kokusunu aldın mı? Hava kapalı, deniz dalgalı ama bir o kadar da sessiz ise doğru yerdesin. Güneşin doğuşunun en keyifli seyri, batışının da zaman zaman gözden kaçabileceği, az insanlı, bol sohbetli bir yer.


-----------------------------

Miskinlik çöker. Tatlı esen rüzgar, göz kapaklarının yer çekimine dayanamamasını tetikler. Aylar sonra uyurken üşümek, ayakların mideye doğru çekilmesi yüzde tatlı bir tebessüm oluşturur. Bünye böyle bir sessizliğe ne kadar dayanabilecek göreceğiz. Ancak şimdilik, ikinci bir emre kadar ...

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Güzel insanlara ..

Aborijin Duası

Her şey yeterli olsun!
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.
Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son "elveda"yı atlatmana yetecek kadar "merhaba" diliyorum.

Aborijin dostlarımızı anımsadım bugün. Soykırım diye yırtındığımız zamanlarda , "Gerçek soykırım"ın aslında nasıl olabileceğini bize istemeden de olsa gösteren bir halk kendileri. 

Binlerce yıllık topraklarında tam anlamıyla kendi hallerinde yaşamışlar. Doğaya o kadar saygılıdırlar ki kendilerine yetecek kadar sebze ve et tüketiminde bulunmuşlardır. Günde sadece 4 saatlik bir çalışmanın yeterli olduğu, kadınların doğadan sebze menüleri hazırlayıp, erkeklerin de bumerang ile avcılık yaptıkları vakitlerde, İngilizler keyiflerini kaçırana kadar güzel güzel geçiniyorlarmış. 

Yerlileri öldüren beyazların cezalandırılmayacağı açıklamasıyla birlikte nedense nüfuslarının 2/3'sini kaybetmişler. Çok değerli İngiliz halkına medeniyeti de bu halkın bahşettiğini düşünmekteyim. 

Irklarının yok edilmeye çalışılması, kimliklerinin unutturulmaya zorlanması da köleliğe zorlanan bu halkın bir nevi ipini çekmiştir. 

Ana hatlarıyla bu hikaye böyle anlatılabilir. Güzel insanlarmış. Zor zamanlarda, kolay bir şekilde yaşamaya çalışmışlar. Ama tabiki insan faktörü, 1000 yıl önce veya sonra pek bir farklılık göstermediğinden, bu ulvi olan görevleri de bir yere kadar sürmüş.

Bu asil insanlara 2011'in İstanbul'undan selam olsun..




Br-Ba


4. sezon. Bomba gibi başladılar. Walt yerini tekrar Heisenberg'e bırakır.

19 Ağustos 2011 Cuma

Uzak

Vardır bir hikmeti ağızdaki tatsızlığın. Yüzler güler kısmen, gözler eşlik eder; ama vardır bir burukluk. Çözülemeyen denklemler gibidir, bilinmeyenlerin neler olduğu öğretilmiştir genç yaşta, ama nasıl çözülmesi gerektiği gösterilmemiştir. Bir büyüğe danışılması gerekir mi? Gerekir..

Yoğun bir alkol dönemi, uykunun keyiften ziyade ihtiyaca dönüşmesi genç mühendisi rahatsız eder. Klavyenin başına geçer tatsızlığı atmak için. Uyumadan önceki son hamlelerini dikkatli seçmelidir. Çünkü konum itibariyle bir yumruk daha yerse game over olacak "Street Fighter" dövüşçüleri gibidir.

Ama önce uzaklara gider. Koşar koşar koşar... Nefes nefesedir. Arkasına bakmaz. Bir ağacın gölgesine sığınır. Buz gibi kaynak suyundan içer. Uyumamalıdır. Uyursa uyanamaz. Uyanamazsa yazamaz. Yazmalıdır. Atmalıdır zehri. Kalem, yerini tuşlara bırakmıştır. Aynı hazzı vermez belki, ama rahatlatır. Bir büyüğe danışana kadar yazmalıdır.

Gözünü açar. Evet, uyku tatlı gelmiştir. Günler sonra keyif alır uykudan. Yazısını tamamlamadan uykuya dalmıştır. İçindeki pişmanlık, keyif alınan uykuyu mahvetmiştir. Her şeyin başa dönmesi, ağızdaki tatsızlığı geri getirmiştir.

Büyükle karşılaşılır. Acı kahveler ile sohbet başlar. Büyükle ikinci kez karşılaşılmıştır. İlkinde çok uyarı gelmiştir, burukluk zamanla atılmıştır vücuttan ama ikinciye vücut nasıl bir tepki verir düşünmek dahi istemez genç. Sohbet uzun sürer, günlerce aylarca... Büyük, son cümlesini etmeden, genç oradan uzaklaşır, dinlemek istemez, dinlerse istediği cevabı alamayacağından korkar.

Koşar koşar koşar uzaklara. Nefes nefesedir. Arkasına bakmaz. Bir ağacın gölgesine sığınır. Buz gibi kaynak suyundan içer. Ve tuşları bırakır, artık konuşabilir hale gelmiştir. Konuştukça rahatlamıştır ve atmıştır zehri vücuttan. Eskisi gibi olmasa da yüzdeki tebessüm daha masumane, daha içtendir artık. Bir süre idare edecektir, etmelidir...


14 Ağustos 2011 Pazar