...

Boşluğun Tanıdık Sessizliği ...

7 Aralık 2011 Çarşamba

Ama Arkadaşlar İyidir...

Sayısını sizin bile unuttuğunuz yılların ardından, tekrar yazma fikri aklınıza geliyor ise, yaşadığınız çevreye de ayrı bir parantez açmak gerekmez mi?

------------------------------

Her çocuk gibi üniversite çağına geldiğinizde, kendi ayaklarınızın üzerinde durmaya başlıyorsunuz. Ailenizden ayrılışın ardından; kalkış saatinizi kendinizin ayarlamasından tutun, yemekte ne yiyeceğinizi belirlemeniz gibi birçok karar sizi bekliyor. 

Üniversite, ardından eğitime doyamamışsanız yüksek lisans, doktora, iş derken; artık kendi kendinize yaşadığınız bir hayat ve değiştirdiğiniz farklı şehirler... Her ayrıldığınız şehirde bıraktığınız farklı insanlar ve her yeni taşındığınız şehirde kucak açtığınız yine farklı insanlar...  

Ayrı kaldığınız insanlardan dolayı küfür ettiğiniz hayatta, yeni tanıştığınız insanlar için minnetinizi sunduğunuz hayatta, aslında aynı hayattır ve herkes için aynı şekilde ilerleyen sürecin belirli aşamalarıdır. Bu aşamaların hepsinde yer alan tek bir özne vardır, "siz". Farklı şahıslara göre çekimini yapabildiğiniz, çevresinde şekillenen ve yaşanan tüm olayların da kahramanı olan bu özne, en yukarıda belirttiğim çevre değişkeninin tam merkezidir.

Bizlere çapı gören çevre açının derecesinin öğretilmesinin yanında, merkezden çevre üzerindeki tüm noktalara olan mesafenin de aynı olduğu öğretildi. Belki de varsayımdı bu, hiç düşünmedim. Ama en azından, merkez ve çevre faktörlerini biraz da olsa değiştirdiğimizde, yakınlığın aynı olmadığını görmemiz için, matematiğimizin iyi olmasına gerek yoktu. Belki pi sayısını aynı almamamızdan ötürü farklılıklar oluşuyordu, onu da bilemiyorum.

Ne diyorduk en son? Merkez, çevre, çap... Hayatınız boyunca verdiğiniz her karar, işaretlediğiniz her şık, sizin farklı bir merkeze yerleşmenizi, dolayısıyla da farklı çaplara ve farklı çevrelere adapte olmanızı gerektiriyor. Çok zor iş, ne diyelim kolay gelsin...

----------------------------

Yazdığım her yazıda, aldığım her kararda, konuştuğum her insana "sen" kavramının en önemli kelime olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Fakat kendim dahil, pek başarılı olduğum söylenemez.

Hep ben, sen, siz diyorum da... Dostlar, arkadaşlar da var... Madem öyle Tabutta Rövaşata filminin mükemmel iki sahnesi.

#Sahne 1:


#Sahne 2:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder