Mevsimler geçer hızla. Kışın üşürsünüz, yaz gelsin dersiniz. Yazın terlersiniz, kış gelsin dersiniz. Zaten çoğu zaman ne dediğinizin farkında olmazsınız. Ağzınızdan çıkanla, kulağınızın duyduğu bir olmaz. Unutursunuz öncekileri, önceliklerinizi... Her şeye vakit ayırmak istersiniz, bazen de istemezsiniz. Dedim ya, ne istediğinizi, söylediklerinizi dahi bilmezsiniz. Böyle gelmiştir, böyle gitmemesi için hiçbir sebep yoktur.
Tatil istersiniz, tatile gitmezsiniz. İş istersiniz, işe giderken söylenirsiniz. Yalnız kalmak istersiniz, sıkılırsınız. Arkadaş istersiniz, konuşmazsınız. İstediklerinizin hiçbirini, seve seve yapmazsınız. Bir süre sonra, hiçbir şey istememeye başlarsınız. Keyif almamaya... Sevmemeye... Koşmamaya... Olduğunuz yerde, hep yorgun bir şekilde beklersiniz, bir şeyler olsa da, biri gelse de her şey değişse diye... Olur mu? Gelir mi? Ben iyiyim böyle diye kaç yıldır kandırmışsınızdır kendinizi? Yoksa herkese söylediğiniz yalanları, kendinize de söylemeye başladınız? Karşınızdakiyle saf diye dalga geçerken, aslında kendinizin dipsiz bir kuyuda, nasıl da yardıma muhtaç olan, en büyük saflardan biri olduğunuzun farkına varmanız için o kuyuya girmeniz mi gerekir? Belki evet... Belki de hayır... Bazı cevaplar önemsizdir, sorular daha önemlidir. Soru sormayı bilmeyen insana, cevap da verilmez.
Bulunulan yerde sadece bu bilgilerin ışığı vardır. İşte bu gecelerin karanlık olduğu, milyonlarca insanın yaşadığı fakat çıtın çıkmadığı bu merkezde, sadece bir şeyin sesi vardır. Bangır bangır anlatır söylemek istediklerini. Hem de tek kelime kullanmadan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder