...

Boşluğun Tanıdık Sessizliği ...

19 Şubat 2012 Pazar

Geriye Doğru İşleyen Saatler...

16 Şubat 2012
12 nolu nöbet kulübesi
Saat 4:12
Bu yazı sesimizi duyuramadığımız ve ihtiyacımız olduğu zamanlarda bize kulak kabartamayan insanlar için...

Yazmak için belki de en doğru yerdeyim. Uzun zamandır var olan isteksizlik, etkisini kaybetmeye başlar başlamaz yazmak kaçınılmaz sondur.

An itibariyle bulunduğum durum ve 2,5 aylık yakın geçmişimle başlayalım. Şu an neredeyim? Burası sadece 6-7 merdivenle ulaşabileceğiniz bir yer... Yaklaşık 3 metrekarelik, içinde sadece tahta bir palet ve siyah, tozdan görülmekte zorlanılan bir kaputun üstünde, karanlık ve sessiz bir nöbet kulübesindeyim. Önümde geçirmem gereken 3,5 saatlik, her dakikasının oldukça sabır sınadığı bir günün ilk saatleri... Bu şekilde kimseye yakalanmamam adına, el fenerimin önüne eldivenlerimi koyarak bir şeyler karalamam, herhalde bu yazının kıymetini anlamanız için yeterli olur.

Sokak lambalarının ışığında yağmurun etkisini görebiliyorum. Üstümün ıslaklığı da cabası... Aslında nöbetler insanın kendisini dinleyebildiği, burada hiç kullanmadığınız "düşünme" eylemini en iyi şekilde icra edebildiği tek aktivite. Günlük yaptığınız sıkıcı ve rutin işlerden kurtulabildiğiniz yerlerdir nöbet kulübeleri. 

Şu an tam karşımda bulunan 5 kiloluk, üzerinde 20 merminin bulunduğu silah bana hiç bir anlam ifade etmiyor. Gün içerisinde bu silahla, yatağımdan bile çok vakit geçirsem de bir türlü ısınamıyorum. Atış yapmanın hazzı çok farklı olsa da, bu metal parçasıyla hiç bir iletişim kuramıyorum. Aslında silah seven insanları anlayabiliyorum. Kendi cinsleriyle kuramadıkları bağı, bu metal parçasıyla kuruyorlar. En zor zamanlarında, onları rahatlatan bir hayat kadını gibi gördüklerinden eminim...

Her şeyi bir kenara bırakın. Askerliğin bana öğrettiği şeyler de var. Öğretmenin yanında şaşırttığı bir şey. İnsanların belki de daha önce hiç bulunmadığı ve hayatı boyunca da girmeyeceği bir ortama adaptasyonu... Eminim hayatınızın hiç bir bölümünde bu kadar insanla bir arada yaşamadınız. Veya bu kadar kötü yemeklerle beslenip, duşta bu kadar sıra beklemediniz. Bir süre sonra tüm bu olumsuzluklara söylenmeniz, küfür etmeniz, hatta birileriyle tartışmanız son buluyor. Belki de böyle yaşamak zorunda olduğunuzdan, belki de kafanızı kurcalayacak başka öncelikleriniz olduğu için, bilmiyorum.

Burayı, soruları oldukça zor bir sabır testi olarak da görmeniz mümkün. Süre bitene kadar çıkamadığınız bu sınavda, soruları tane tane okumalısınız. Kimseden kopya çekmeye çalışmayın, zira cezası oldukça ağır. Kendi bildiğiniz yolda, aklınızın yardımıyla hızlı bir şekilde ilerlemeye çalışın. Bu sınavı bitirdiğiniz de ise attığınız stresin, duyacağınız rahatlamanın kelimelerle herhangi bir tarifi olduğunu düşünmüyorum. Ama tahmin edebildiğim bir şey var. Bu sınavdan sonra diyeceğiniz tek şey, keşke bu kadar çalışmasaydım olacaktır. İşte bu sözü söyleyecek olmanın hayali bile her şeyden çok öte...

Hayal demişken, çokça yaptığınız bir başka eğlenceniz de budur. Dışarıda, baş rolünde sizin olduğunuz bu kısa filmlerin odağında başkaları vardır bu kez. Özlem duyduklarınız...Doya doya sarılmak istedikleriniz... Biralarınızı tokuşturmaktan keyif aldıklarınız... Boşlukları siz doldurun kendinize göre. Ancak nasıl doldurursanız doldurun, bu filmin çekimlerine baharda başlanacaktır... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder