...

Boşluğun Tanıdık Sessizliği ...

1 Şubat 2012 Çarşamba

Loş Işık ve Aramıza Katılanlar...

Bak; bugün yeni bir ayın başlangıcı. Bitmesi gereken yeni bir ayın, yeni günleri. Şubat'ın bile 29 çektiği bir sene de, soğuğun içimize işlediği günlerde, baharın hayali nasıl da iç ısıtıyor tahmin edilmesi bile zor. 

İnsanın istediğini yapamayacağı tek yerdeyim. Bekliyorum, bekliyorum... Kafamı kurcalayacak, canımı sıkacak o kadar şey olmasına rağmen, ben buna izin vermiyorum. Dışarının hayali, heyecanımı o kadar arttırıyor ki, çıktığım gün neler yapacağımı bilemiyorum. 

Çok şey öğreniyorum. Kahkaha atmakla, tebessüm etmek arasında dağlar kadar fark olduğunu yeni öğrendim mesela. Kendimi sabırlı sanan ben, bu kelimenin üstüne daha neler neler koyacakmışım meğer... Daha da olgunlaştım... Suratına bakmayacağım insanların karşısında esas duruşta dururken, içimden onlarla nasıl dalga geçtiğimi kimse bilemez. 

Soğuktan ruhun bile dışarı çıkmaya korktuğu yerlerden birinde, sırtımdaki tüfeğin ve kafamdaki miğferin ağırlığı, ruhumun ağırlığı yanında hiç bir şey. Karanlığa bakıyorum... Ama öyle bir heyecan var ki içimde, karanlığın içinden bile aydınlığı yakalayabiliyorum. Hem de yanıbaşımda gibi, uzansam yakalayabilecekmişim gibi... Hissediyorum, oraya yaklaşıyorum...

Geçmişin karanlık, geleceğin aydınlık olduğu zamanın tam ortasında, loş bir ışık altında yazıyorum bunları. Cebimdeki umutla, kalbimdeki heyecanla, beynimdeki aydınlıkla, kan ter içinde kalsam da, arkama bakmadan koşuyorum... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder